İslâm dini, hem maddi hem de manevi temizliğe büyük önem vermiş; gerek genel anlamda temizlik gerekse ibadet amaçlı temizlikle ilgili bir takım ilke ve ölçüler getirerek temizliği bazı ibadetler için ön şart saymıştır. Bu, İslâm dininin, insan hayatını maddi ve manevi yönleriyle bir bütün halinde ele aldığının bir göstergesidir. Çünkü ruhun yücelebilmesi ve insanın manevi bir atmosfere geçebilmesi, kişinin manevi kirlerden arınması, Allah’ı tanıyıp O’na ibadet ve itaat etmesiyle ilgili olduğu kadar insanı çevreleyen fizik şartların buna uygun olmasına da bağlıdır. Kuşkusuz, bu anlamda beden ve çevre temizliğiyle ibadet hayatı ve manevi arınma arasında sıkı bir bağ vardır. Zira Kuran-ı Kerim’de temizlikten bahsedilirken hem maddi hem de manevi temizliği kapsayacak şekilde söz edilmesi bunun açık bir kanıtıdır.
İslâm kültüründe genel anlamdaki temizlik ile ibadet amaçlı temizlik birbirini tamamladığından, İslâm alimleri temizliği maddi, hükmi ve manevi temizlik şeklinde üçe ayırmışlardır. Maddi temizlik denilince akla beden, elbise ve çevre temizliği gelir. Bunlar, genelde ibadetlere hazırlık ve ön şart olarak, kimi durumlarda da bizzat ibadet olarak değerlendirilmiştir. Hükmi temizlik; namazın şartlarından olan ve diğer bazı ibadetlerde de tavsiye edilen abdest ve guslü ifade etmektedir. Manevî temizlik ise, kişinin gıybet, yalan, haram yemek, kendisine emanet edilen mallara hıyanette bulunmak gibi günahlardan uzuvlarını; haset, kibir, gösteriş, hırs ve benzeri duygu ve düşüncelerden kalbini; benlik ve bilincini Allah’tan gayrisinden arındırmasıdır
Bir ayette, “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû» ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun” (Bakara,2/125) buyurularak ibadet yerlerinin temiz tutulması istenirken, başka bir ayette de “Allah tertemiz olanları sever” (Tevbe,9/108) buyurularak Allah’ın sevgisini kazanmanın yolunun temiz olmaktan geçtiği haber verilmektedir. Hz. Peygamber de, “Temizlik imanın yarısıdır”, “Allah temizdir, temizliği sever” , şeklindeki sözleriyle ve değişik vesilelerle çevre, beden ve ibadet yerlerinin temizliğini emretmiş veya tavsiyede bulunmuş, kendisi de bu konudaki davranışlarıyla ashabına ve bütün Müslümanlara örnek olmuştur.